A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z
ANKARA TANITIMI
*****
ANKARA GEZİSİ

Bir dönem çocukluğumun geçtiği Ankara dayım.Ülkenin tarihine yön veren bir başkent.Cumhuriyet in ilk yıllarında yoksulluk ile mücadele eden kent,şimdi  residence denilen lüks konutlar ile çevrelenmiş durumda.Geçmişin izleri eski semtlerde gizli.Bu yüzden 1920 li yıllarda şehrin merkezi konumunda olan Ulus semtinden başladım tarih içindeki gezintime.Eski Ankara evlerinin inatla korunduğu ve daha çok az gelirli insanları bulunduğu bir semt.

 

Şehrin merkezi konumunda bulunan Kızılay’dan Ulus a gitmek için metroyu seçiyorum.Metro , önce Sıhhıye ,daha sonra  Ulus dan geçerek yoluna devam ediyor..Metrodan çıktığımda bir yanımda 19 Mayıs stadyumu,diğer bir yanımda ise bütün görkemi ile SAS oteli görünmekte.SAS otelinin bulunduğu caddeden 100 metre Ulus meydanına doğru çıktığınızda ,sizi çok önemli iki yapı selamlar. 

 

 

 

 İlk durağım günümüzde Cumhuriyet Müzesi olarak hizmet veren

II .Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 


 

 

 

 

 

I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve  meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeni ile  II. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak 18 Ekim 1924 tarihinde hizmete açılmış.I. Meclis 100 metre yakında Kurtulus Savaşı müzesi olarak hizmet vermekte.

 


II. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1924-1960 yılları arasında, Atatürk ün ‘asıl savaşımız şimdi başlıyor’ diye ifade ettiği ilke ve inkılâpların uygulandığı; Cumhuriyetimizin gelişmesi için  çağdaş kararların alındığı,çok partili hayata geçiş denemelerinde gerçekleşen sert tartışmalara tanıklık etmiş çok önemli bir yapı.

 

Müze içerisinde girdiğimde Atatürk'ün sesi yankılanmaktaydı.Kendi el yazısı ile ilkeleri anlatıldığı;gerçekleştirilen inkılaplar ve yapılan antlaşmalar hakkında bir çok yazılı ve görsel doküman sergileniyor.Bunlardan not aldıklarım şunlar; Teşkilat ı Esasiye Kanunu, Soyadı Kanunu, 10. Yıl Nutku, Montrö Boğazlar Sözleşmesi.Ayrıca yine o döneme ait birçok para ve madalyalar bulunmakta.

 

Toplantı  salonunda Atatürk,İsmet İnönü,Celal Bayar,Fevzi Çakmak’ın  heykelleri sergilenmekte.Müze ziyaretçi bakımından ülkemizde bulunan diğer müzelerden daha şanslı bir konumda olduğunu gördüm.Birçok müzede rehberlerden başka Türk vatandaşı görmek inanın çok zor.

 

 

 

 

Müzenin tam karşısında ise, Ankara Palas yer almakta. Bugün Dışişleri Bakanlığı na bağlı devlet konukevi olarak kullanılan mekan Cumhuriyet dönemin de devlet başkanlarını ağırlamış, Cumhuriyet baloları da burada yapılmıştır. Atatürk’ün dönem dönem basına yansıyan balo fotoğraflarının bir kısmı da yine bu mekana aittir.1920’li yıllarda sanat ve eğitime verilen önemi günümüz tarihi ile karşılaştırdığımda suratım asılıyor ne yazık ki.

 


 

Müzeden ayrılıp,Ulus meydanına doğru çıkıyorum.Meydan da Atatürk heykeli bulunmakta;fakat uygun ışığın var olmamasından dolayı fotoğrafını çekemeden,Çankırı caddesine doğru yol alıyorum.Burada beni, geçmişi III. Yüzyıla dayanan bir hamam beklemekte.Yüksek apartmanların gölgesinde kalan,caddeden geçen insanların bile dikkatini çekmeyen Roma Hamamı.

 

 

 

Hamamın hemen girişinde bulunan bilgilendirme tabelasına göre hamam, III. Yüzyılda Roma İmparatoru Caracalla  tarafından Sağlık Tanrısı Asklepion adına yapılmış.O gün benden başka bu hamam ile ilgilenen kimse yoktu.Şehrin ortasında yalnızlığına terk edilmiş.

 

 

 

 

Fotoğraflarımı çektikten sonra yoluma devam ediyorum.Şimdi sırada Anadolu Medeniyetler Müzesi var.

 

 


 

Müzeye ilk girişimde dikkatimi çeken ilk husus ziyaretçi oranının yüksek oluşuydu.Anadolu coğrafyasına ait ilk buluntuların sergilendiği bu müze Ankara ya gelen her ziyaretçinin mutlaka ziyaret etmesi gereken mekanlardan bir tanesi olarak düşünüyorum.

 

 


 

 

İlkçağ Anadolu Medeniyetleri yani tarihte ilk yazılı antlaşmayı yapan Hititliler,tarım için özel yasalar çıkartan  Frigyalılar,parayı icat eden Lidyalılar,şehir devleti halinde kurulmuş İyonyalılar,kaleleri ile ünlü Urartular evet hepsi bu müzede bizlerle buluşmayı beklemekte.Ayrıca Anadolu’da taş ve maden devrine ait kalıntılarda özenle sergilenmekte.Kısacası en eski Anadolu burada bizi bekliyor.


 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

Müzeden ayrılıp son durağım olan Ankara Kalesi’ne doğru yola koyuluyorum.

 

 


 

Ankara Kalesi’nin tam olarak hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor.Fakat kalenin bir dönem Anadolu’da yaşamış olan Galatlar tarafından yapıldığı bilinmektedir.Sırasıyla Roma,Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetine girmiştir.13 Ekim 1923 tarihinde ise yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olmuştur.

 

 


 

Ankara Kalesi ve çevresi kendimi bildim bileli gizemini korumuştur.Ankaralı fotoğrafçıların da uğrak mekanlarından biridir.Yoksulluk hala buranın değişmeyen kaderi.Bir tarafta yıkılmaya yüz tutmuş evler,parçalanmış kıyafetleriyle size ingilizce  bir şeyler anlatmaya çalışan umutlu çocuklar;diğer tarafta ise isimlerinin hangi dilde yazıldığını kavrayamadığım lüks lokanta ve konaklar.Tezatlıklar içinde yaşayan bir semt.Hediyelik eşya,halı ve kilim dükkanları dar sokak aralarında gözüme çarpmakta.Semtte yaşayan kadınlar kendi ürettiği el işlerini ufak yer tezgahları kurarak satmaya çalışıyorlar.Çocukları ise,turistlerden bahşiş koparmanın peşinde.Biraz unutulmuş biraz yalnız kalmış  Ankara Kalesi.Ne kadar meraklı insan ziyaret ederse etsin semtin üzerindeki bu sis bulutunu dağıtamıyor.Restorasyon yapılmış bazı tarihi evler şuan lokanta olarak kullanılmakta.Kale burçlarından son kez Ankara’ya bakıp başka kentlerin peşine düşüyorum.

 


 
 
 
Kayseri