Çine vadisi
Çine ve Eski Çine’yi geride bıraktığımızda ilginç bir vadiden geçiyoruz. İçinden Çine çayının aktığı çevresi rengarenk zambaklarla süslenmiş. Vadinin kaya yapısı da çok etkileyicidir. Sanki gökten taş yağmış da üst üste yığılmış gibidir.
Vadi ve içinden akan Çine çayı mitolojideki Marsyas efsanesine konu olmuş. Efsane şöyle:
Tanrıça Athena bu vadi içinden akan derenin kenarında dolaşıp kaval çalarken sudaki aksinde yanaklarının şişkin olduğunu görmüş. Aksini çirkin bulup fırlatıp atmış kavalı. Kavalı bulan Marsyas zamanla öyle güzel çalmaya başlamış ki ünü her yeri sarmış. Müzikte kendisini rakipsiz gören Tanrı Apollon’a kafa tutar hale gelmiş. Apollon Marsyas’ı yarışmaya davet etmiş. Kral Midas ta hakem olmuş. Marsyas kavalı daha güzel çalmasına rağmen yenik ilan edilmiş ama kıskançlığını yenemeyen Apollon marsyasın derisini yüzdürmüş Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürmüş. Ama sonradan yaptığna pişman olup Marsyasın bedenini ırmak haline getirmiş. İşte antik adıyla Marsyas bugünkü adıyla Çine çayı böyle oluşmuş.
Vadi boyunca dar ve virajlı bir yola giriyoruz. Yolun ortasında bir yerde çayı aşan tarihi bir taş köprü göreceksiniz. Dar köprü yürüyerek geçilebiliyor. Köprü üzerinde vadinin manzarası son derece etkileyici. Turist otobüsleri gibi siz de bu köprünün bulunduğu açıklıkta mola verebilirsiniz. Çevrede çok sayıda satıcı sizi bekliyor olacak.
|