TARİHİ MİLLİ PARK OLAN UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE BULUNAN HATTUŞADAKİ SURLARI AYAGA KALDIRMA CALIŞMALARINA BAŞLAMIŞTIR
. ÇORUM,HATTUŞAŞ,YAZILIKAYA : Şehir Gezi
Yazılıkaya; Hattuşa’ya 3 km. olup 7 km.’ lik sur dışına doğal kayalıkların arasına iki küçük açık hava tapınağı olarak inşa edilmiştir.I.tapınak MÖ.1300’de IV. Tutalya zamanında yukarı şehirle birlikte inşa edilerek Hurri tanrıları ve tanrıçaları, ayrıca kendi kabartması ile karşısında Mezepotamya kaynaklı olan en büyük hava tanrısı Teşup ve güneş tanrıçası Hepatu ailesi betimlenmiştir.
Burada içkiler sunularak, ilahiler ve tütsüler eşliğinde yürünerek ayrıca kurbanlar kesilerek ilkbaharda yeniyıl kutlamaları yapılıyordu.IV.Tutalya öldükten sonra oğlu son kral II.Şuppililuma babasının anısına ikinci açık hava tapınağını inşa ettirdi.Burada ise girişte resim anlatım yazısı olan hiyeroglif yazı ile IV.Tutalya’nın ismi, 12 Bereket Tanrıları, Yer altı Tanrısı olması düşünülen Nergal
Ve Hititlerin anayurdu Çorum. Hititler deyince aklıma hala ilk olarak, üniversite son sınıfta aldığım seçmeli arkeoloji dersindeki Hitit tanrılarını gösteren slide'lar geliyor. Daha doğrusu, yukarı doğru uzadıkça sivrilen şapkaları, tunik elbiseleri , kalkık burunlu ucu sanki ponponluymuş gibi görünen patikleri ve arkalarında bir kuyruk varmış gibi izlenim yaratan kılıçları ile Hitit krallarının görüntüleri geliyor.
Hititler'e 1000 tanrılı halk denirmiş. İstila ettikleri toprakların da tanrılarını kabul ettikleri için böyle bir isim verilmiş.Ancak bir tanrının on ayrı adı olabiliyormuş. Yeni aldıkları yerlerde insanlara kendi anne babaları gibi davranırlarmış.
Çorum'da bu etkileyici uygarlıkla ilgili üç merkezi gezeceğiz: 1- Alacahöyük (yerleşim birimi) 2-Yazılıkaya (kutsal törenyeri) 3- Hattuşaş (başkent/yerleşim-bugünkü Boğazkale)
Alacahöyük, Alaca ilçesinde Alacahöyük köyü ile içiçe. Höyükte bulunan kalıntılardan anlaşıldığı üzere burası Hititlerden önce de binyıllarca tercih edilen bir yerleşim yeri olmuş. Malum, höyük yerleşim yeridir. Bir medeniyet savaşa, hastalığa, doğal ya da kasıtla oluşmuş felaketlere maruz kalıyor, ortadan kalkıyor. Onun yerine başka bir medeniyet kuruluyor. İşte höyük, üstüste gelmiş bu farklı medeniyetler yapısından oluşuyor.
Alacahöyük'ün de milattan önce 4000 lere uzanan (kalkolitik çağ-bakır çağı) bir geçmişi var. Bu zamanlarda tarıma ve dolayısı ile yerleşik hayata, sosyal düzene, hiyerarşiye geçiş de yaşanıyor.
M.Ö 3000ler Tunç çağı. Orta Asya'dan Mezopotamya'ya sürülen Sümerler yazıyı buluyor. Anadolu'da Hatti Beylikleri şehir devletleri olarak hüküm sürüyor.
Asurlular Mezopotamya'dan ticaret yapmak üzere Anadolu'ya gelirler. Afganistan'dan getirdikleri kalay ve diğer ürünleri karşılığında altın ve gümüşlerve amatum (demir) alıyorlar. Kalay ve bakırı birleştirip tunç elde ediyorlar. Yazı da bu vesile ile Anadolu'ya girmiş oluyor. Bu devirden öncesine ait ancak resim ve kalıntılar ile bir de Mezopotamya'daki yazıtlar ile tarih çözümlenmeye çalışılıyor.
Hatti Devleti 1. Hattuşili ile M.Ö.17 yyda başlıyor ve 1. Şuppililuma ile MÖ 14. yyda İmparatorluk sürecine giriyor.
M.Ö.1190'da Frigyalılar denizden gelerek Hititleri iktidardan indiriyor. Bu geç Hitit dönemi ile yine devletler halinde bölünüyorlar. M.Ö.7'de Medler , daha sonra da Persler 200 yıl kadar Anadolu'da bulunmuşlar; satraplık (eyaletler) halinde yönetmişler.
İskender savaşarak bu toprakları ele geçiriyor. Ölmeden önce Eumenes 'e verdiği Karadeniz, yeterince güçlü olup koruyamadığından Pontus 'a geçmiş. 395'e kadar Roma İmparatorluğu hakimiyeti sürüyor. Bu yılda imparatorluk Doğu ve Batı olarak ayrılıyor. MS8 yyda Arap akınları başlıyor. 1071 yılında Bizans hükümdarı bu akınlardan sonra Diogen Alparslan'a yeniliyor. 1200lerin ortasında beylikler oluşuyor. 1299'da Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçiyor.
Fotoğraf: Turizm Bakanlığı, "Central Anatolian Region" broşürü, 1995 Alacahöyük açıkta bir ören yeri ve görebilecekleriniz bina veya duvar değil. Kalan sadece bir tapınağa ait olduğu düşünülen sfenksli kapı ve o tapınağa ait temeller. Sfenksli kapının iki yanını süsleyen kabartma taşlarda (imitasyon da olsa) bir tören sahnesi canlandırılıyor. Tauros (boğa) figürü ve tanrılara kurban edilecek hayvanların görüntüsü yansımış. Kurban verme töreni, müzik, şenlik, eğlence içerisinde.
Burada bulunan kalııntıların bir kısmı Berlin Müzesi'nde bir kısmı da Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmekteymiş. Ancak Alacahöyük'te de 1 katlı da olsa, küçücük de olsa bir müze var. Sergide benim en ilgimi çeken buluntular: toprak demlik, topraktan yapılma ocaklı tencere, su aynası, kupa, maşrapa ve ayaklı tencere idi. Ne var ki fotoğraf çekmeye izin vermediler.
Şimdi sırada Yazılıkaya var. Burası Hititlerin tapınma yeriymiş. İki blok kaya üzerine karşılıklı olarak kazınmış tanrı ve tanrıça, tören figürleri var. Bu törenler özellikle mevsim dönümlerine yönelik oluyormuş. Yine figürlerde klasik olarak tunikler (tanrılar kısa, tanrıçalar uzun) , sivri başlıklar, klkık burunlu papuçlar, kılıçlar dikkat çekiyor. Bazı figürler sanıyorum 5000 yıldır kışın soğuğuna, yazın sıcağına, baharın yağmuruna maruz kaldıkları için aşınmışlar. Yine de çok etkileyic
Aslında Alacahöyük, Yazılıkaya ve Hattuşaş birbirine yakın ama yine de mesafeli yerler. Köylüler burada da turiste, gezgine alışmış. Yazılıkaya'da tapınaktan başka bir şey yok, sadece 10 kadar küçük ahşap kulübe içinde hediyelik eşya- ki bunlar ağırlıklı olarak Hitit krallarını, tanrılarını, törenlerini betimleyen özel taşlar) satan köylüler. Bir de bir sonraki durağımız Hattuşaş'ta da ellerinde bu taşları doldurdukları poşetlerle turistlerin peşinde sabahtan akşama kadar toz-toprak içinde "abi şu kadar lira" diye dolaşıp bütün gün ekmek parası kazanmaya çalışan her yaştan insan var, hele o gençler.
Hattuşa , Hititlerin başkenti. M.Ö. 1269'da Mısır ile Hititler arasında imzalanmış dünyanın bilinen ilk yazılı anlaşması Kadeş Anlaşmasının kil tabletlerinin bulunduğu topraklar. Görüntüde, şehir duvarlarından ve bina temellerinden başka, pek bir şey kalmamış. Ancak kazı ve restorasyon çalışmaları hızla sürüyor. Hattuşa'daki kazı çalışmaları da 19.yyın sonlarında yabancı (Alman) arkeologlar tarafından başlatılmış. Burada görebileceğiniz en göze batan ve ilginç yapı, yığma taşlardan meydana getirilmiş 70 mt uzunluğunda bir geçit. Bu geçitten geçince şehir duvarlarının dışına çıkılıyor. Hala ne amaca hizmet ettiği bulunamamış. Hemen bu geçitin üst tarafında meşhur sfenksli kapı var. Hattuşa ile ilgili öz bilgi için Kültür Bakanlığı'nın sitesine başvurabilirisiniz
|